Sytske Sötemann

Turkse poëzie in Nederlandse vertaling

Hollandaca'da Türkçe şiir


Birhan KESKİN (1964)

FERAH AYİNİ

VREUGDERITE

Dünyanın bir yerinde, burada, 
bir göl öylece duruyor. 
Mavi eflatun bir sabah
Dünyanın bir yerinde
kendini yavaş yavaş kuruyor.
Bir kadın, benden biraz küçük,
ılık ılık, bana dünyayı,
sabahın hayretini anlatıyor:
(Bir su şiirinde ben, gürül gürül akan
aşağı illermişim eskiden)
Bir kadın, benden biraz küçük,
Sıçrayan Su olsun mesela adı,
üstümdeki sessiz örtüye yağıyor.
Burada, dünyanın bir yerinde,
bir göl, öylece duruyor,
Arkada dağlar var, onlar;
daha da dağ daha da dağ 
daha da dağ diye
benim eflatunuma vuruyor.
Bir şaman, burada, bir şaman davuluna
Sabah olana dek kayının kederiyle vuruyor.

© Birhan KESKİN, 2005
Ba   İstanbul
Ergens op de wereld, hier,
bevindt zich een meer.
Een lavendelblauwe ochtend
vormt zich langzaam
ergens op de wereld.
Een vrouw, wat jonger dan ik,
vertelt mij warm over de wereld,
over de verwondering van de ochtend:
(Eens was ik, in een watergedicht, de lage landen
die luidruchtig stroomden)
Een vrouw, wat jonger dan ik,
noem haar bijvoorbeeld Spetterend Water,
regent op de stille deken over mij heen.
Hier, ergens op de wereld,
bevindt zich een meer,
daarachter liggen de bergen;
zij slaan mijn lavendel
en zeggen meer bergen, 
nog veel meer.
Een sjamaan, hier, slaat op een sjamanentrommel
tot aan de ochtend met het verdriet van een beuk.

© Sytske Sötemann, 2009  


TAŞ

DE STEEN

İlk benim yüzüme rastladınız, en eskisiyim buranın. 
Karnıyım dünyanın. Yeryüzünün ağrısı bendedir.
Kum ve kayaç benim.
Issızlık bilgisiyim ben, sessizlik bilgisi. 
Dumanın ve kalmanın büyük planıyım.
Her şeyi gördüm, her şeyi. Suyun gidişini, ağacın çiçeklenişini. 
Tekrar tekrar gördüm ben daha da görürüm. Büyük Zaman, benim.
Denizler dalgalar dövdü beni, sert rüzgârlar yurt bildi zirvelerimi. 
Kırıldım, söküldüm, ufalandım; döndüm bitiştim tekrar kendime 
açsan, kırsan, baksan; bütün yeryüzü, her zerremde.
Taş taşıdım, içim kendimden yorgun benim, dilim çok uzun bir 
                                                                                                              yankı. 
En eskisiyim ben buranın.

© Birhan KESKİN, 2005
Ba   İstanbul
Het eerst ontmoette u toevallig mijn gezicht, ik ben de oudste van hier.
Ik ben de buik van de wereld. De pijn van de hele wereld zit in mij.
Zand en steen ben ik.
Ik ben de kennis van de verlatenheid, de stiltewetenschap.
Ik ben het grote plan van stilstaan en blijven. 
Alles heb ik gezien, alles. De wijze waarop het water stroomt, 
                                                                                  de boom in bloei staat.
Telkens weer zag ik dat en zie ik het nog. De Grote Tijd, ben ik.
Zeeën, golven sloegen over mij heen, harde winden bouwden 
                                                                             van mijn toppen hun land.
Ik brak, werd uiteen gerukt, in stukken gehakt; ik keerde om raapte 
                                                                                       mezelf weer bijeen,
maak me maar open, breek en bekijk me; de hele wereld zit in elke 
                                                                                             vezel van mij.
Ik droeg steen, ik ben moe van mezelf, mijn taal is een zeer lange echo.
Ik ben de oudste van hier.

© Sytske Sötemann, 2009  


(Terug)